
Son satır hangi yolu yazar
Karar, şikâyet, itirazın kaldırılması, istihkak veya ihaleye ilişkin bir işten çıkmış olabilir. Bu işler aynı kapanış cümlesini taşımak zorunda değildir. Son satır kesin diyorsa o karar için istinaf kapısı bu cümleden açılmaz. Son satır istinaf yolu açık diyorsa inceleyecek yer, kararı veren icra mahkemesinin yargı çevresindeki bölge adliye mahkemesidir. Son satır istinaf diyorsa Yargıtay ilk merci değildir. Eski alışkanlıkla her icra mahkemesi kararına temyiz denmesi, son satırdaki kelimeyi değiştirmez.
Hangi işin görüldüğü hüküm fıkrasından okunur. Gerekçenin ortasındaki bir cümle, fıkra yokken yol seçmez. Fıkra yoksa yol, dosya kapağındaki tahminden kurulmaz. Şikâyet kararının çerçevesi icra şikâyeti başlığında, kaldırma kararının çerçevesi itirazın kaldırılması başlığında durur. Bu metin o iki başvurunun nasıl yazılacağını tekrarlamaz. Yalnızca verilen karardan sonraki yolu okur.
Dilekçenin hangi kaleme bırakılacağı, kararın tebliğ kaydındaki açıklamadan ve o işe uygulanan usulden okunur. Bu sayfa kalem adını kilitlemez. İnceleyecek merci ile evrakın bırakıldığı kalem aynı cümle sanılırsa dosya yanlış yere gitmiş gibi tamamlanır. Kalem kaydı, son satırdaki kelimeyi değiştirmez.
Kesin kayıt ile istinaf kaydı ayrıdır
Son satır kesin diyorsa istinaf dilekçesi o cümleyi açık hale getirmez. Kesin kaydın o kararda neden yazıldığı, kararın kendi gerekçesinden okunur. Neden bu metne taşınmaz. Tutar, eşik ve oran da yazılmaz. Merci son satırı esas alır. Dilekçe, son satırdaki kelimeyi açıktır diye düzeltemez. Kesin kayda rağmen verilen kâğıt, yolu kendiliğinden açmış sayılmaz.
İhalenin feshi, istihkak ve imzaya ilişkin kararlar kendi son satırlarını taşır. Bu işler, para konuşan bir şikâyetin kapanış cümlesiyle kapatılmaz. Liste bu metinde bitirilmez. Bitmeyen liste, eldeki kararın cümlesinden okunur. Cümle silikse örnek yeniden çıkarılır. Örnek yokken yol seçilmez. Kısa karar ile gerekçeli karar aynı dosyada duruyorsa ikisinin son satırı yan yana konur. Biri kesin, diğeri sessizse sessiz olan, kesin olanın yerine yazılmaz.
Aynı takipte birden fazla icra mahkemesi kararı varsa her kararın son satırı ayrıdır. Haciz şikâyetinin kapanışı, ihaleye ilişkin kararın kapanışı değildir. Kapak dökümündeki son tarih, hangi kararın yolu olduğu sorusunu tek başına cevaplamaz. Tarih, ait olduğu hüküm fıkrasının yanına yazılır.
Temyiz ikinci kararın kendi satırıdır
İstinaf incelemesinin sonucu da her dosyada temyize açık değildir. Bölge adliye mahkemesi kararının son satırı ayrıca okunur. O satır kesin diyorsa Yargıtay dilekçesi, ikinci kararı kendiliğinden temyize açmaz. O satır temyiz yolu açık diyorsa başvuru, istinaf dilekçesinin kopyası değildir. İki kâğıt, iki merci ve iki satırdır. Birinci satır okunmadan ikinci merci seçilmez. Birinci dilekçedeki gerekçe, ikinci kararın son satırını değiştirmiş sayılmaz.
Genel mahkemedeki itirazın iptali hükmü, icra mahkemesi kararının kanun yolu değildir. İptal davasının çerçevesi itirazın iptali başlığında durur. Bu metin o davanın duruşmasını ve ispatını yazmaz. İptal hükmünün son satırı, icra mahkemesi tutanağına yapıştırılmaz. İki hüküm aynı icra dosyasının kapağında duruyorsa da yolları birleşmez. Hangi hükmün hangi mahkemeden çıktığı, esas numarası ve mahkeme adından okunur.
Eski dilde her başvuruya temyiz denmesi, bölge adliye mahkemesini atlatmaz. Dilekçenin başlığı temyiz olsa bile son satır istinaf diyorsa inceleyecek yer o satırdan okunur. Başlık, son satırın yerine geçmez. Son satır temyiz diyorsa da dilekçe, istinaf merciine ikinci kez aynı taleple gitmiş sayılmaz.
Süre tefhim veya tebliğ kaydından işler
Süre, kararın tefhim edildiği oturumdan veya tebliğ tarihinden işler. Hangisinin esas alınacağı, kararın kendi cümlesinden ve tebligat parçasından okunur. Parça yoksa süre başlamış sayılmaz. Sayılmayan süreye gün eklenmez. Tefhim, tarafın yüzüne okunan karardır. Tebliğ, sonradan giden kâğıttır. İkisi aynı an değildir. Yüze okunmayan kararda tefhim varmış gibi gün tutulmaz. Yüze okunan kısa karardan sonra gerekçeli karar ayrıca tebliğ edilmişse hangi kaydın başlangıç olduğu, kararın cümlesinden okunur. Cümle yoksa iki tarih birleştirilerek tek gün üretilmez.
Tebligatın kime çıktığı da satırdadır. Vekile çıkan tebliğ ile tarafa çıkan tebliğ karıştırılmaz. Vekil kaydı dosyada yoksa vekile tebliğ varsayılmaz. Azledilen vekile giden zarf, yeni vekilin süresini başlatmış sayılmaz. Süre, yanlış kişiye giden zarftan tamamlanmaz. Zarfın üzerindeki esas numarası, hangi kararın tebliğ denendiğini gösterir. Numara yoksa başka dosyanın tebliği bu süreye yazılmaz. Elektronik tebligat çıktısında okunmayan bir saat, kâğıt üzerindeki tarihin yerine yazılmaz.
Tutanakta hazır bulunan taraf ile hazır bulunmayan taraf aynı başlangıcı taşımak zorunda değildir. Hazır bulunan için tefhim yazıyorsa o yazı okunur. Hazır bulunmayan için tebliğ parçası aranır. Parça durmuyorsa o taraf için süre başlamış sayılmaz. Bir tarafın süresinin işlemesi, diğer tarafın süresini kendiliğinden başlatmaz.
Başvuru haczi kendiliğinden geri almaz
Kanun yolu dilekçesi, icra dosyasındaki haczi veya satışı her işte kendiliğinden geri almaz. Durma, kararın türüne ve o iş için öngörülen rejime bakılarak okunur. İlamlı takibin kanun yoluna rağmen sürmesine karşı istenen geri bırakma, bu dilekçenin kopyası değildir. Teminat ve satışın okunuşu icranın geri bırakılması başlığında durur. Bu metin o şartları yazmaz. Başvuru alındısı, durma kararı doğurmuş sayılmaz. Durma, icra dosyasına işlenmeden satış saati silinmiş olmaz.
İstinaf dilekçesinin icra müdürlüğüne fotokopiyle bırakılması da durma yazısı değildir. Müdürlük, kendisine gelen kâğıdı dosyaya ekler. Eklemek, satışı kaldırmak değildir. Satışın kalkması, icra dosyasında durma veya geri bırakma diye yazıyorsa vardır. Yazı yoksa ilan saati duruyordur. İhale günü bu metne rakam olarak girmez.
Sık karışan üç kâğıt şunlardır. Kararın son satırı yolu seçer. Tebliğ veya tefhim kaydı sürenin başlangıcını gösterir. İcra dosyasındaki işlenme kaydı, haczin durup durmadığını gösterir. Üçünden biri yoksa eksik olan, diğerinin cümlesiyle tamamlanmaz. Borçlunun yerleşim yeri veya büronun bulunduğu ilçe, yargı çevresindeki bölge adliye mahkemesini değiştirmez. Merci, kararı veren icra mahkemesinin kaydından okunur. Kayıt silikse merci adı tamamlanmaz.
Hangi kararın örneği okunuyor
Dosyada kısa karar, gerekçeli karar ve düzeltilmiş bir ikinci nüsha yan yana durabilir. Okunan nüsha, son satırı taşıyan nüshadır. Taslak veya havale görmemiş çıktı, verilmiş karar değildir. Verilmiş karar, imza ve esas numarasıyla durur. İmza yoksa son satır varmış gibi yol seçilmez. Esas numarası başka bir şikâyete aitse o numaranın son satırı bu işe taşınmaz.
Karar örneği ile tebligat parçası aynı zarfta değilse ikisi ayrı saklanır. Zarfın içindeki fotokopi, tebliğ şerhi taşımıyorsa tebliğ olmuş sayılmaz. Şerh, hangi nüshanın gönderildiğini göstermelidir. Göstermiyorsa süre, hatırlanan bir teslimle tamamlanmaz. Karşı tarafın elindeki nüsha ile dosyadaki nüshanın son satırı çelişirse çelişki yazılır. Çelişki, susarak istinaf açık hale getirilmez.
Sonuç
Okunan, kararın son satırı ile tefhim veya tebliğ kaydıdır. Kesin kayıt ile istinaf kaydı ayrı cümlelerdir. Temyiz, bölge adliye mahkemesi kararının kendi son satırından okunur. Başvuru alındısı haczi silmez. Gün ve tutar bu metne yazılmaz. Çerçeve icra ve iflas hukuku sayfasındadır. Son satır eldeyse hangi yolun yazıldığı iletişim üzerinden dosyayla ayırt edilebilir. Dayanak 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümleridir.