
Hak yabancı olmakla başka kanuna gitmez
Sanık yabancı uyruklu diye müdafi, yabancılar kanunundan doğmuş sayılmaz. Savunma yardımı, ceza muhakemesindeki müdafi hakkıdır. Uyruk hanesi, bu hakkı başka bir kanunun maddesine taşımaz. Madde numarası burada da dökülmez. Yabancılar kanunundaki kalış, sınır ve izin hükümleri, savunma yardımının kaynağı diye okunmaz.
Bu sayfanın ayırdığı yer, müdafinin yabancı sanıkta hiç bulunmaması değildir. Ayırdığı yer, beyanın dil kaydı ve tutuklulukta konsolosluk haberidir. İki kayıt, müdafi hakkının yerine yapıştırılmaz. Biri boşsa diğeri o boşluğu kapatmış olmaz. İkisi de doluysa müdafi hakkı kalkmış sayılmaz. Hak, o iki satırın varlığına bağlanarak daraltılmaz.
Türk sanık ile yabancı sanık arasındaki okuma, hakkın adında değil kâğıdın yan satırlarındadır. Yan satır yok diye asıl hak da yok denmez. Asıl hak, müdafi adının ve istem cümlesinin durduğu yerden okunur. Yan satırlar ayrıca durur. Ayrıca durmaları, birini diğerinin şartı yapmaz.
Tutanakta müdafi adı aranır
Tutanak, müdafinin adını, hazır bulunup bulunmadığını ve sanığın istemini göstermelidir. Ad boşsa, müdafi salondaydı denmez. İstemediği yazılmışsa o cümle okunur. Kâğıtta olmayan bir istem, dilekçeye sonradan eklenmiş gibi tamamlanmaz. Sonraki dilekçedeki ad, önceki tutanağın boş hanesine geri yazılmaz.
Hazır bulundu cümlesi ile ad cümlesi ayrıdır. Hazırdı denip ad yazılmamışsa, kim hazırdı sorusu açıktır. Ad yazılıp hazır bulunmadığı ayrıca işaretlenmişse, işaret okunur. İşaret yoksa hazır bulunmama, adın yokluğundan üretilmez. İki bilgi tutanakta yan yanaysa ikisi de bırakılır. Biri diğerini yutar.
Birden fazla sanık varsa her sanığın müdafi satırı kendi adının yanında aranır. Başka sanığın müdafii, bu sanığın hanesine kendiliğinden geçmez. Ortak bir ad yazılmışsa ortaklık o cümleden okunur. Cümle yoksa ortak müdafi varsayılmaz. Vekil listesi dosya kapağındaysa kapak, tutanaktaki boşluğu tek başına kapatmaz. Kapak ile tutanak çelişiyorsa çelişki silinerek giderilmez.
Görevlendirme yazısı ile seçilen ad
Görevlendirme yazısı dosyada duruyorsa oradan okunur. Yabancı olmak, görevlendirmenin şartı diye bu metne yazılmaz. Şart listesi madde numarasıyla sıralanmaz. Liste, eldeki görevlendirme yazısındadır. Yazı yoksa şart uydurulmaz. Görevlendirme ile sanığın kendi seçtiği ad aynı kişi değilse, tutanak hangisini gösteriyorsa o ad okunur.
Seçilen ad ile görevli ad aynı anda dosyada durabilir. Durmaları, ikisinin de o oturumda hazır olduğu anlamına gelmez. Hazır olan, tutanağın o oturum satırındadır. Yazı, görevlendirmenin yapıldığını gösterir. Tutanak, oturumda kimin bulunduğu gösterir. Biri diğerinin yerine konmaz. Görevlendirme yazısının tarihi, oturum tarihinden farklıysa tarihler ayrı okunur. Erken veya geç olması, bu sayfada bir hak kaybı ilan etmez.
Sanığın istemediğini yazdığı cümle varsa o cümle durur. İstememe, müdafi hakkının kanundan kalktığı sonucuna çevrilmez. Sonuç, ancak tutanakta veya kararda ayrıca yazıyorsa oradan okunur. Yazmıyorsa bu metin bir feragat eklemez. Feragat kelimesi geçmiyorsa kelime üretilmez. Baro yazısındaki ad, sanığın istem cümlesini silmez.
Dil kaydı ve haber notu savunma hanesi değildir
Tercüman hanesi, müdafi hanesi değildir. Dili bilen müdafi, çevirenin adı yazılmadan tercüman olmuş sayılmaz. Beyanın dili, çevirenin adı ve dil satırı duruyorsa o satırdan okunur. Bu sayfa, o hanenin nasıl doldurulacağını bir ifade yoluna çevirmez. Çevirenin nasıl yönlendirileceği de yazılmaz.
İki haneden biri boşsa diğeri boşluğu kapatmaz. İkisi de doluysa her biri kendi adıyla okunur. Aynı kişiye iki sıfat yazılmışsa kâğıt ne diyorsa o durur. Kâğıt susuyorsa sıfatlar birleştirilmez. Birleştirmek, savunma yardımını çeviri, çeviriyi de savunma yapmak olurdu. İki iş aynı cümlede açıkça yazılmadıkça ayrı kalır.
Konsolosluk görevlisi, sanığın müdafii değildir. Haber verilmiş olması, savunma yardımının yapıldığı anlamına gelmez. Haber, tahliye kararı da beraat kararı da değildir. Bu metin beraat vaat etmez. Mahkeme, konsolosluğun yazısını kendi hükmü diye okumaz. Yazı dosyadaysa yazı olarak durur. Karar, mahkemenin kendi metnidir. Metin yoksa sonuç, haber satırından kurulmaz. Haber satırının boş olması da müdafi adını silmez.
İdari belgeler müdafi kaydını kurmaz
İkamet kartı, pasaport ve çalışma izni belgesi, savunma yardımının tutanağı değildir. Bu belgeler kişinin kalış veya çalışma kaydını gösterir. Kartın bitiş günü, müdafinin hazır bulunduğu gün diye yazılmaz. İkamet izninin uzatılmaması, uzatma talebine ait bildirimdir. Bildirim, müdafi adını doğurmaz. Çalışma izni reddi de ayrı bir idari yazıdır. Ret gerekçesi, savunma hanesine yapıştırılmaz.
Sınır dışı kararı, ceza dosyasındaki müdafi kaydının yerine geçmez. Karar tebliğ edilmişse sınır dışı kararına itiraz kendi metninden okunur. İdari kararın muhatabı olmak, müdafi satırını doldurmuş sayılmaz. Kararda bir avukat adı geçiyorsa o ad, geçtiği kâğıda aittir. Ceza tutanağındaki ad ile aynı değilse iki ad iki kayıt olarak durur. Biri diğerini düzeltmiş sayılmaz.
İdari gözetim belgesi de ceza tutuklamasının müdafi satırı değildir. Başlık idariyse başlık idari okunur. Başlık ceza tutuklamasıysa müdafi adı o tutuklama tutanağında aranır. İki başlık aynı kişide durabilir. Durmaları, tek bir savunma kâğıdı yaratmaz. Her başlık kendi ad satırını ister.
Seçme taktiği bu yazıda yoktur
Hangi avukatın seçileceği, baro görevlisinin nasıl geri çevrileceği veya seçimin soruşturmayı nasıl uzatacağı anlatılmaz. Seçim, tutanakta görünen istemdir. Görünmeyen tercih, strateji cümlesiyle sonradan eklenmez. Suç işleme ve kaçma da bu kaydın konusu değildir. İstemin hangi kelimelerle kurulacağı, liste halinde verilmez.
Büronun bulunduğu ilçe, müdafi hakkının kanununu değiştirmez. Yetkili merci, çağrı kâğıdı ve tutanak başlığından okunur. Başlık yoksa merci adı bu sayfadan seçilmez. Ceza muhakemesindeki yer ceza hukuku sayfasıdır. Yabancının idari işleri uluslararası hukuk sayfasından ayrı durur. Tutanak varsa değerlendirme iletişim ile o ad satırı üzerinden yapılır. Ad satırı yokken sonuç, uyruktan kurulmaz.
Seçilen müdafinin baro sicil numarası tutanakta duruyorsa numara o satırdandır. Numara yoksa sicil, adın yanına ezbere eklenmez. Adın yazılışı ile kimlikteki yazılış farklıysa fark kapatılmaz. İki yazılış iki kayıt gibi durur. Hangisinin aynı kişi olduğu, tutanak bunu yazıyorsa oradan okunur. Yazmıyorsa bu sayfa birleştirme yapmaz.
Çağrı kâğıdında müdafi adı varsa ad, çağrının kendi satırındadır. Çağrıdaki ad ile oturum tutanağındaki ad farklıysa ikisi de bırakılır. Çağrı, oturumda hazır bulunmayı kendiliğinden kanıtlamaz. Hazır bulunma, oturum tutanağının cümlesidir. Cümle yoksa çağrıdaki ad, salonda vardı diye okunmaz. Tebligat şerhi çağrıya aitse şerh, müdafi hanesini doldurmaz.
Vekâletnamenin dosyada durup durmadığı da ayrı bir izdir. Vekâlet varsa kendi tarihi ve kapsam cümlesi okunur. Kapsam, ceza dosyasını anıyorsa anılma yazıldığı kadarıyla durur. Vekâlet yoksa görevlendirme yazısı, vekâletin yerine geçmez. Görevlendirme de vekâlet değilse ikisi ayrı adlarla kalır. Yabancı uyruk, vekâlet şartını bu metne eklemez. Şart listesi yine yazılmaz. Listeyi madde numarasıyla kurmak, elde olmayan bir yazıyı var saymak olurdu.
Sonuç
Yabancı sanığın müdafi hakkı Türk sanıktan ayrı bir kanuna gitmez. Fark, dil kaydı ve konsolosluk haberindedir. Görevlendirme yazısı ile oturumdaki ad ayrı okunur. İkamet, çalışma izni ve sınır dışı kararı savunma hanesini doldurmaz. Seçme yolu yazılmaz. Süre bu metinde dondurulmaz. Madde numarası da yoktur. Savunma yardımı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu çerçevesindedir. İdari yabancı statüsü 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu metninden okunur ve müdafi hakkının yerine konmaz.