
Pay, kişisel malvarlığı değildir
Türk Ticaret Kanunu limited şirkette ortakları şirket borçlarından sorumlu tutmaz. Yükümlülük, taahhüt edilen esas sermaye payını ödemektir. Pay borcu ödendiyse şirketin faturası, kira borcu veya cari hesap ortağa sıçramaz.
Anonim şirkette pay sahibi de şirket alacaklısına karşı aynı mantıkla sınırsız sorumlu değildir. Yönetim kurulu üyesi olmak, her şirket borcunu kişisel borç yapmaz. İç ilişkide şirkete karşı sorumluluk ile alacaklının doğrudan haczi aynı dava değildir.
Şahıs şirketi ve adi ortaklık bu kuralın dışındadır. O yapılarda işletme borcu, işletme sahibinin veya ortağın kişisel malvarlığına daha doğrudan gidebilir. Takip talebindeki unvan, limited şirket ile şahıs işletmesini ayırır. Tabela adı, türü kanıtlamaz. Ticaret sicil kaydı esastır.
Kefalet ve senetteki imza
Kefaletname imzaladıysanız alacaklı, kefalet limitiyle sizi ayrıca takip edebilir. Ortak olmanız bu takibi ne kurar ne kaldırır. Metindeki tutar, müteselsil kayıt ve tarih okunur. Sözlü “ben kefilim” mesajı, noter veya yazılı kefalet şartını kendiliğinden doldurmaz.
Bonoyu şirket kaşesiyle değil kendi adınıza imzaladıysanız kambiyo takibi size yönelebilir. Aval veya ciranta sıfatı, müdür sıfatından ayrıdır. Senet metnindeki imza yeri, ödeme emrindeki borçlu adıyla eşleştirilir. Kambiyo takibi bu senet yoludur.
Şirket adına temsil yetkisiyle atılan imza, kural olarak şirketi bağlar. Yetki aşımı iddiası, her faturayı müdüre çevirmez. Temsil belgesi ile imza sirküleri yan yana okunur.
Kamu alacağı ticari faturanın kopyası değildir
Vergi ve diğer amme alacaklarında, limited şirket gibi tüzel kişilerin kanuni temsilcileri bakımından ayrı bir tahsil sorumluluğu vardır. Bu sorumluluk 6183 sayılı Kanun çerçevesindedir. Şirketin malvarlığından alınamayan kamu alacağı, koşulları varsa temsilciye gidebilir.
Ticari icra dairesindeki fatura takibi bu rejimi kullanmaz. Vergi dairesinin ödeme emri ile icra müdürlüğünün ödeme emri aynı süreye ve aynı mahkemeye gitmez. Kamu evrakı geldiyse ödeme emrine dava yazısına bakılır. Ticari evrak geldiyse borçlu hanesindeki ad ve dayanak sözleşme bakılır.
Adınız yanlış yazıldıysa
Takip talebinde borçlu olarak siz görünüyorsanız, şirket ortağı olmanız borcu kabul ettiğiniz anlamına gelmez. Önce dayanak okunur: fatura kime kesilmiş, senette kim imzalamış, kefalet var mı.
Borçlu hanesi yanlışsa ilamsız takipte borca itiraz kapısı açıktır. Süre tebliğden işler. İtiraz, “ortak olduğum için sorumlu değilim” gerekçesini dosyaya yazmadan susmakla kullanılmaz. Süreyi kaçırmak, sıfat itirazını kendiliğinden saklamaz.
Şirketin malı dururken doğrudan ortağın maaşına haciz istenmesi, kişisel borç sıfatı yoksa dayanaksız kalır. Şirkete haciz ile ortağa haciz iki yazıdır. Karışan yazı, hem itiraz hem kaldırma tartışması açabilir.
Alacaklıysanız doğru borçlu şirkettir. Ortağın evini “zengin görünüyor” diye takibe yazmak, tahsilatı hızlandırmaz. Yanlış tarafa giden takip, asıl borçluya karşı süreyi de tüketebilir. Ticari alacak tahsili borçlu seçimini başa koyar.
Sonuç
Şirket borcu, pay sahipliği yüzünden ortağa haciz getirmez. Kefalet, şahsi senet imzası ve kamu alacağındaki temsilci sorumluluğu ayrı kapılardır. Yanlış borçlu kaydı, borcun size geçtiği anlamına gelmez. Genel çerçeve icra ve iflas hukuku sayfasındadır. Şirket türü ticaret hukuku ile kesişir. Resmî dayanak: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ve kamu alacağı için 6183 sayılı Kanun. Sicil kaydı ve imza yeri olmadan kişisel haciz sonucu söylenmez.