
Silinecek satır önce mahkûmiyet mi
Adli sicildeki mahkûmiyet satırı, kesinleşmiş ceza mahkûmiyetine dayanır. Hüküm kesinleşmeden, mahkûmiyet arşivinin süresi işliyormuş gibi hesap kurulmaz. Kesinleşmenin hangi kanun yoluna bağlı olduğu istinaf ve temyiz farkı yazısındadır. Şerh yoksa satır, kesin mahkûmiyet diye işlenmiş sayılmaz. Şerh varsa, şerhin hangi suç ve hangi sanık için düştüğü metinden okunur.
Hüküm fıkrası ile sicil satırı çelişiyorsa önce çelişki yazılır. Fıkrada beraat, satırda mahkûmiyet duruyorsa konu süre dolumu değildir. Konu, fıkrayla çelişen satırın düzeltilmesidir. Düzeltme, iki metin yan yana konunca konuşulur. Çelişki yokken dilekçe, sonucu değiştirmiş sayılmaz. Dilekçe, eldeki satırı ve hükmü gösteren eklerle birlikte okunur. Ek yoksa satır kendiliğinden düzelmiş ilan edilmez.
Beraat, mahkûmiyet değildir. Ortada mahkûmiyet satırı yoksa, 5352 sayılı Kanundaki arşiv düzeninin işleyeceği bir mahkûmiyet de o hükümden doğmaz. Beraatın gerekçe türleri burada açılmaz. Dava dosyasının mahkemede durması, silinecek bir sicil mahkûmiyeti olduğu anlamına gelmez. Bir dosyadaki beraat, başka dosyadaki mahkûmiyet satırını kaldırmaz. Her hüküm kendi satırını taşır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı da bu cetvele girmez. O kararın kimlere görünüp görünmeyeceği HAGB kaydı başlığındadır. Kararın kurulma şartları bu ayrımın içine yazılmaz. Hüküm daha sonra açıklanırsa, açıklanan mahkûmiyet kendi rejimine geçer. Açıklama kararı yokken HAGB satırı, mahkûmiyet arşivine alınmış gibi anlatılmaz. Düşme kararı varsa, düşme ile mahkûmiyet arşivi aynı cümle değildir.
Arşive almak kaydı yok etmez
5352 sayılı Kanun iki katman kurar. Birinci katman, adli sicilde görülen mahkûmiyet bilgisidir. İkinci katman, kanundaki süre ve şartlar gerçekleşince bu bilginin arşive alınmasındır. Arşive alınan kayıt yok olmaz. Arşiv, bilginin başka bir bölüme geçmesidir. Arşivdeki bilginin silinmesi veya silinmemesi ayrı bir adımdır. İki adımın süresi tek cetvelde uydurulmaz.
Süre, karardaki suç ve 5352 sayılı Kanundaki rejimden okunur. Suçun karardaki vasfı rejimi değiştirebilir. Vasıf, iddianamedeki ilk adlandırmadan değil, kesinleşen hükümdeki nitelendirmeden okunur. Vasıf sonradan kanun yolunda değişmişse, rejim değişen vasfa göre yeniden bakılır. Eski vasıfla kurulmuş bir süre hesabı, yeni vasfın yerine geçmez.
Kanun, bazı suçlar bakımından arşiv bilgisinin akıbetini ayrı tutar. Hangi suçun bu ayrıma girdiği, hükümdeki vasıf ile kanun metninden okunur. Bu yazı suç adı listesi kurmaz. Ayrımın dışında kalan bir mahkûmiyet ile ayrımın içindeki mahkûmiyet aynı cümleyle kapanmış ilan edilmez. Birden fazla mahkûmiyet varsa her satır kendi vasfıyla okunur. Bir satırın arşive geçmesi, diğer satırı da geçirmiş sayılmaz.
İnfazın tamamlanmış olması, arşiv adımını kendiliğinden işletmez. İnfaz tarihi, sürenin işlemesi için aranan kayıtlardan biri olabilir. Olup olmadığı kanundaki şarta ve infaz dosyasındaki tamamlanma kaydına bağlıdır. Kayıt yokken infaz bitmiş, süre dolmuş varsayılmaz. Süre dolmuş gibi dilekçe, dolumu yaratmaz.
Belgenin sade görünmesi arşivi kapatmaz
Kişinin aldığı adli sicil belgesinde satır görünmemesi, arşiv kaydının her merci için kapandığı anlamına gelmez. Belge, o isteyen için kanunun gösterdiği alanı yazar. İşe giriş için istenen örnek ile arşiv örneği aynı kâğıt değildir. Arşiv bilgisini kimlerin isteyebileceği kanunda sayılır. Liste, belge görülmeden bu metne taşınmaz. Ekran görüntüsü ile mühürlü belge de aynı çıktı sayılmaz. Hangisinin elde olduğu, belgenin kendi başlığından ve tarihinden okunur.
Belgede bir satır görünmesi de, o satırın arşive alınmış veya arşivden çıkmış olduğu anlamına gelmez. Satırın hangi bölümde durduğu, belgenin iç başlığından okunur. Başlık yoksa bölüm varsayılmaz. Eski tarihli bir belge, sonra arşive alınmış bir kaydı göstermeyebilir. Yeni belge, eski belgenin yerine kendiliğinden geçmez. Hangi tarihte hangi istemle alındığı yazılır.
Yanlış kişiye ait satır, süre rejiminin konusu değildir. Kimlik bilgisi hükümdeki sanık ile uyuşmuyorsa konu düzeltmedir. Uyuşmazlık, kimlik kaydı ile sicil satırı karşılaştırılarak görülür. Karşılaştırma yapılmadan satır silinmiş sayılmaz. Başka bir kişinin mahkûmiyeti, ad benzerliğiyle eldeki belgeye yapışmış olabilir. Ayırma, belge numarası ve karar esasından yapılır.
Satır okunurken mahkeme, esas numarası, suçun hükümdeki adı, yaptırım ve kesinleşme kaydı yan yana aranır. Bu alanlardan biri belgede yoksa eksik alan tamamlanmış sayılmaz. Suç adı hükümdeki vasıfla uyuşmuyorsa, uyuşmazlık süre hesabından önce yazılır. Yaptırım alanı hapis diyorsa, adli para satırı aynı hükme eklenmiş gibi toplanmaz. Kesinleşme kaydı belgede yoksa, satır kesin mahkûmiyet diye arşiv hesabına sokulmaz. Hesap, ancak bu alanlar hükümle doğrulanınca konuşulur. Doğrulama, sicil bürosunun sözlü cevabıyla değil, belgenin kendi metniyle yapılır.
Silme dilekçesinin taşımadığı işler
Yasaklanmış hakların geri verilmesi, sicil satırını silmez. O başvuru memnu hakların iadesi başlığındadır. Seçme, seçilme veya meslek yasağı bu silme sorusunda sonuçlanmaz. Yasak, hükümde veya o yasağı kuran kanunda varsa ayrı kararla konuşulur. Geri verme kararı çıkmış olsa bile, mahkûmiyet satırının arşivdeki yeri kendi rejiminden okunur. İki karar aynı dilekçenin iki cümlesi değildir.
Denetimli serbestlik, cezanın bir infaz biçimidir. Cezanın kurum dışında sürdürülmesi arşiv adımını işletmez. Biçimin koşulu denetimli serbestlik yazısındadır. İnfaz savcılığından gelen çağrı kâğıdı ise silme bildirimi değildir. Kâğıtta ceza türü, teslim ve merci okunur. O okuma infaz çağrısı başlığındadır. Çağrıya uymak, arşiv kaydını kapatmaz.
Adli kontrol, soruşturma veya kovuşturmada uygulanan koruma tedbiridir. Mahkûmiyet kaydı değildir. Tedbirin kalkması, olmayan bir mahkûmiyeti silmiş sayılmaz. Tedbir adli kontrol yazısındadır. İmza listesi bu metne kopyalanmaz. Tedbir sürerken sicilde mahkûmiyet satırı görünüyorsa, satır başka bir kesin hükümden geliyor olabilir. Hangi karara ait olduğu, satırdaki esas numarasından okunur.
Düzeltme istemi arşiv adımının yerine geçmez
Hüküm ile satır çelişiyorsa istenen, arşiv süresinin dolduğunun ilanı değildir. İstenen, çelişen satırın düzeltilmesidir. Düzeltme istemi, yasağın geri verilmesi dilekçesi de değildir. İstem, satırdaki esas ile hükümdeki esas aynı mı diye sorar. Aynı değilse yanlış kayıt konuşulur. Aynıysa ve vasıf da aynıysa, arşiv rejimi kanundaki süreye bırakılır. Süre dolmadan verilen bir düzeltme istemi, süreyi doldurmuş sayılmaz. Süre dolmuş bir dosyada da istem, dolumu kendiliğinden işlemez. İşlemin yapılıp yapılmadığı, yeni belgenin satırından okunur. Eski belge, yeni işlemin yerine konmaz.
İstemin hangi birime gideceği, belgenin üzerindeki kurum adından ve 5352 sayılı Kanundaki yetkiden okunur. Kurum adı belgede yoksa merci bu metinden seçilmez. Sicil biriminin yazısı, mahkemenin geri verme kararının yerine geçmez. Mahkeme kararı da, çelişen bir satırı kendiliğinden düzeltmiş sayılmaz. Düzeltme, sicil kaydına işlendiği notla birlikte görülür.
Sonuç
Silinecek satır, önce mahkûmiyet mi diye ayrılır. Arşive alma ile arşivdeki bilginin akıbeti aynı işlem değildir. Süre, karardaki suç ve 5352 sayılı Kanundaki rejimden okunur. Belgenin sade görünmesi, arşivin her merci için kapandığı anlamına gelmez. Çerçeve ceza hukuku sayfasındadır. Dayanak 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu metnidir.