
Fiil ve tarih kâğıttaki cümledir
İddianame, yüklenen suçu oluşturan olayları yazar. Olayın yeri, tarihi ve zaman dilimi kâğıtta gösterilir. Hekim, işlem adını bu cümleden okur. Tarih satırı boşsa hatırlanan müdahale günü yazılmaz. Birden fazla hareket alt alta duruyorsa her satır ayrı kalır. Satırlar tek fiile bağlanmamışsa bağ kurulmaz. Yer adı yazmıyorsa yer, hekimin çalıştığı kurumun adresiyle tamamlanmaz. Kurum adı yazıyorsa yazılan ad okunur. Başka bir şubenin adı, cümlede yoksa eklenmez.
Şikâyetin yapıldığı tarih de kâğıtta ayrı bir satır olabilir. O satır, olayın tarihiyle aynı olmak zorunda değildir. İki tarih farklıysa fark kapatılmaz. Şikâyet satırı, hastanın dilekçesinin nasıl yazılacağını öğretmez. Hastanın yolu doktor şikâyet süreci yazısındadır. Bu metin o dilekçeyi kurmaz. Dilekçenin sureti iddianameye ekliyse ek, fiil cümlesinin yerine geçmez. Fiil, iddianamede yazan olay cümlesi olarak kalır.
İddianamenin düzenlendiği tarih, suçun tarihi değildir. Düzenleme tarihi kâğıdın sonunda duruyorsa oradan okunur. Suç tarihi boş, düzenleme tarihi doluysa dolu tarih suç günü diye taşınmaz. Mahkeme esas numarası, iddianamenin kabulünden sonra ayrı bir kapakta görünebilir. Bu numara, soruşturma numarasının yerine geçmez. Kabul yazısı yoksa esas numarası var sayılmaz. İddianamenin iadesine ilişkin ayrı bir kâğıt duruyorsa o kâğıt, tebliğ edilen iddianamenin kendisi değildir. İade kâğıdı kendi sonucunu yazar. Sonuç satırı yoksa iddianame geri gitmiş sayılmaz. Bu sayfa iade dilekçesi kurmaz.
Sanık sıfatı kâğıtta hekimin adının yanında duruyorsa o ad okunur. Birden fazla sanık varsa her ad kendi fiil cümlesiyle eşleştirilir. Eşleştirme kâğıtta yoksa yok diye bırakılır. Bir sanığa yazılan fiil, diğer sanığın fiili diye kopyalanmaz. Müşteki veya suçtan zarar görenin adı da kâğıttaki satırdan okunur. Ad yoksa ad, epikrizdeki hasta adından tamamlanmaz.
Sevk maddesinin adı numaranın yerini tutar
Yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri iddianamede gösterilir. Hekim, hükmün adını o satırdan okur. Numara satırda duruyorsa numara da oradan okunur. Satır silikse veya yoksa numara bu sayfadan tamamlanmaz. Başka bir dosyada görülen numara, bu iddianameye yapıştırılmaz. Hükmün kısa adı ile numara uyuşmuyormuş gibi duruyorsa uyuşmazlık kapatılmaz. İkisi de kâğıtta nasıl duruyorsa öyle bırakılır. Bu metin, doğru numarayı ezberden yazmaz. Ceza yılı da yazmaz.
Sevk satırı birden fazla hükmün adını taşıyorsa her ad ayrı okunur. Biri, diğerinin yerine kısaltma diye kullanılmaz. Sevk edilmeyen bir ad, olayın ağırlığına bakılarak eklenmez. Ağırlık, bu sayfanın kuracağı bir sıfat değildir. Vasıf veya kanuni ad, sevk satırında nasıl yazıyorsa öyle okunur. Satırdaki ad, başka bir dosyada görülen daha ağır veya daha hafif bir adla değiştirilmez. Değiştirme, bu metinde bir savunma cümlesi de değildir. Hekim, kâğıdın yazdığı adı okur. Adın karşısında söylenecek beyan burada kurulmaz. Sevk satırındaki ad, komplikasyon ile tıbbi hata ayrımının yerine geçmez. O ayrım komplikasyon mu tıbbi hata yazısındadır. Tıbbi uygulama hatasının çerçevesi tıbbi malpraktis başlığındadır. İki yazı, kâğıttaki sevk adını değiştirmez. Sevk adı, kusurun bulunduğu hükmü de değildir. Sevk, isnadın adıdır. Hüküm değildir.
Tebliğ parçası haber değildir
İddianame, çağrı kâğıdı ile birlikte sanığa tebliğ olunur. Tebliğ parçası, kâğıdın bildirildiği günü taşır. Parça yokken “iddianame çıktı” haberi tebliğ sayılmaz. Telefon, faks veya elektronik posta ile yapılan bildirim, çağrı kâğıdının sonuçlarını taşımaz. Parçada adres ve muhatap okunur. Adres kuruma aitse ve hekimin adı parçada yoksa bu hekime tebliğ var sayılmaz. Hekime çıkmış ayrı bir parça varsa o parça okunur. Parçadaki tarih ile iddianamenin düzenleme tarihi farklıysa iki tarih ayrı durur. Bu metin araya gün yazmaz.
Çağrı kâğıdı iddianameyle birlikte durmuyorsa eksik bırakılır. Eksik, duruşma günü hatırlanarak doldurulmaz. Duruşma günü çağrıda yazıyorsa yazan gün okunur. Yazmıyorsa gün eklenmez. Çağrıdaki mahkeme adı, iddianamedeki savcılık adından ayrıdır. İki merci karıştırılmaz. Savcılık numarası, mahkeme esas numarasının yerine geçmez.
Tebliğ, hekimin birden fazla sayfadan oluşan iddianamenin kaçıncı sayfasını aldığını da gösterir. Sayfa sayısı parçadaysa okunur. Parçada sayı yoksa eldeki sayfa, tam metin diye tamamlanmaz. Eksik sayfa, sevk adının olmadığı bir yerde sevk adı varmış gibi okunmaz. Sevk adı eldeki sayfada duruyorsa o sayfa yeter. Durmuyorsa eksik kapanmaz. Fotokopide silinen bir satır, asılda duruyor diye doldurulmaz. Aslı ayrıca görülmeden silik satır açık satır sayılmaz.
Kabul haberi hüküm değildir
İddianamenin kabulüyle kovuşturma evresi başlar. Kabul haberi, tebliğ parçasının yerine geçmez. Kabul yazısı dosyada durmuyorsa kabul, tebliğden çıkarılmaz. Tebliğ, fiili, tarihi ve sevk adını görünür kılar. Hüküm bu görünürlükle kurulmuş olmaz. Bu metin beraat vaadi kurmaz. Mahkûmiyet de kurmaz. Kovuşturmanın başlamış olması, tazminat dosyasının açıldığı veya kapandığı anlamına gelmez.
Ceza dosyası ile tazminat dosyasının genel ayrımı ceza ve tazminat yazısındadır. Bu metin o ayrımı baştan kurmaz. Kurulan şey, tebliğ edilen sayfadaki fiil, tarih ve sevk adıdır. Tazminat dilekçesindeki talep, iddianamenin sevk satırını değiştirmez. Sevk satırı da talep kalemini yazmaz. Tutar bu sayfada yoktur.
Listedeki tıbbi kayıt hüküm değildir
Suçun delilleri iddianamede gösterilir. Epikriz, onam veya tutanak listede adıyla duruyorsa o ad okunur. Listede olmayan kayıt, sonradan eklenmiş sayılmaz. Listede duran kayıt da hükmün kendisi değildir. Listenin sırası, kaydın ağırlığını göstermez. Sıra numarası, bu metinde bir kusur derecesi diye okunmaz. Ekler zarfın içinde durmuyorsa listede adının geçmesi, ekin hekimin elinde olduğu anlamına gelmez. Eldeki ek ile listedeki ad farklıysa fark kapatılmaz.
Kayıttaki bir satırı sonradan düzeltmek veya belgeyi ortadan kaldırmak bu yazının konusu değildir. Bilirkişi raporunun adı listede geçiyorsa ad okunur. Raporun sonucu, iddianamenin sevk adını değiştirmiş sayılmaz. Rapor elde yoksa sonuç, listeden tahmin edilmez. İfade tutanağının listede durması, bu sayfanın ifade cümlesi yazacağı anlamına gelmez. İfade metni burada kurulmaz.
Sanığın kimlik bilgileri iddianamede yazıyorsa yazan satır okunur. Satırdaki görev yeri ile fiilin geçtiği yer farklıysa fark kapatılmaz. Görev yeri, fiil yerinin yerine geçmez. Fiil yeri de, hekimin her görevini aynı olaya bağlamaz. Bağ, kâğıtta kurulmuşsa okunur. Kurulmamışsa bu metin bağ kurmaz. Kurulmayan bağ, savunmanın cümlesi olarak da yazılmaz. Hekim, tebliğ edilen sayfadaki üç satırı ayırır. Ayırma, mahkemede söylenecek sözün taslağı değildir.
İddianamenin sonunda imza ve savcının adı duruyorsa o satır okunur. İmza yoksa yok diye bırakılır. İmzasız görünen bir suret, tebliğ parçasındaki sayfa sayısıyla birlikte okunur. Parça, suretin tebliğ edildiğini gösterir. Suretin eksik sayfası, parçada yazan sayıdan azsa eksik kapanmaz. Fazla sayfa da, sevk adını değiştirmiş sayılmaz. Sevk adı yine kendi satırında kalır. Bu satır, beraat veya mahkûmiyet cümlesine çevrilmez.
Sonuç
Hekim, tebliğli iddianamede fiili, tarihi ve sevk maddesinin adını ayırır. Numara kâğıttan okunur. Tebliğ hüküm değildir. Kabul haberi, tebliğ parçasının yerine geçmez. Çerçeve sağlık hukuku sayfasındadır. Tebliğ parçası duruyorsa değerlendirme iletişim ile o sayfa üzerinden yapılır. Dayanak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu iddianame ve tebliğ hükümleridir.