
Karar kâğıdının üst bloğu
Elinizdeki kâğıdın üstünde kurum satırı durur. Satır, kararı veren Cumhuriyet başsavcılığının adını taşır. Adın altında soruşturma numarası ile karar numarası ayrı hanelerde yazılır. İki hane birbirinin yerine okunmaz. Biri boşsa boş hane, diğer numarayla doldurulmaz. Tarih, kararın verildiği gündür. Tarih satırı boşsa zarfın üzerindeki gün, karar tarihi diye alınmaz.
Kimlik bloğu, şüphelinin adını ve kâğıda basılmış kimlik bilgisini gösterir. Eksik basılmış hane tamamlanmaz. Fiilin kısa anlatımı bu bloğun altında veya ayrı bir paragrafta durur. Anlatım, yer, zaman ve hareketi savcının cümlesiyle yazar. Hatırladığınız sahne, boş bırakılmış tarihi doldurmaz. Birden fazla fiil alt alta duruyorsa her satır kendi cümlesidir. Satırlar tek olaya bağlanmamışsa bağ, kâğıdın dışında kurulmaz.
Ankara’da yürütülen soruşturmada da merci, kâğıdın başlığındaki savcılık veya mahkemedir. Başka bir ilin adı üstte yazılıysa işlem o başlığa göredir. Sözlü olarak dosyanın başka yerde olduğu söylenmişse bu söz, başlıktaki kurumu değiştirmez.
Karar paragrafı, kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin cümleyle biter. Bu cümle, kamu davasının bu soruşturma sonunda açılmadığını yazar. Cümle, fiilin işlenmediğini tespit etmez. Cümle, mahkeme hükmü de değildir. İmza, kararı veren savcının imzasıdır. İmza satırı boşsa imza varmış gibi tamamlanmaz. Mühür, imzanın yerini tutmaz. Mühürsüz bir imza da yok sayılamaz. Okunan, kâğıtta duran işarettir.
Gerekçenin iki ayrı cümlesi
Cumhuriyet savcısı, CMK m.172 uyarınca soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verebilir. Birinci hâl, kamu davası için yeterli şüphe oluşturacak delilin elde edilememesidir. İkinci hâl, kovuşturma olanağının bulunmamasıdır. Gerekçe bölümünde hangi hâlin yazıldığı, o bölümün cümlesinden okunur. İkisi birden yazılmamışsa okuyucu ikisini de varmış gibi birleştirmez. Delilin yeterli görülmediği cümle ile kovuşturma olanağının bulunmadığı cümle aynı sonucu doğurabilir. Yine de kâğıtta biri varsa diğeri eklenmez.
Gerekçenin içinde delil dökümü durabilir. Döküm, ifadenin, tutanağın veya belgenin adını sayar. Sayılmayan kayıt, gerekçeye sonradan eklenmiş sayılmaz. İfade tutanağı listede geçiyorsa bu, ifadenin kararı kurduğu anlamına gelmez. Tutanakta ne sorulduğu ifade vermeden önce başlığında durur. Şikâyetin hangi kanaldan açıldığı şikâyet edildim yazısındadır. İkisi de takipsizliğin kapanış şartı diye okunmaz. Şikâyet dilekçesinin varlığı, gerekçedeki delil cümlesini silmez. Gerekçe, şikâyetin hiç yapılmadığı anlamına da gelmez.
Lehe görünen gerekçe, beraat hükmü diye okunmaz. Beraat, kovuşturma sonunda verilen hükümdür. Takipsizlik, soruşturma sonunda verilen karardır. Hükmün ne anlama geldiği beraat kararı yazısındadır. Lehe cümle, o hükmün yerine yapıştırılmaz. Kararda “suç işlenmemiştir” diye bir tespit aranmaz. Böyle bir cümle yoksa cümle eklenmez.
Tebliğ şerhi ve bildirim cümlesi
Karar, suçtan zarar görene ve önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Bildirim cümlesi, kararın sonuna yakın durur. Cümle, kime bildirileceğini yazar. İfade alınmadan söylenen “sana da çıktı” haberi, bildirimin yapıldığını göstermez. Bildirim, tebliğ parçasından okunur.
Tebliğ parçası, kararın arkası veya ayrı bir şerhtir. Şerhte tebliğ tarihi, tebliğ edilen kişinin adı ve imza veya tebliğ edilmeme gerekçesi aranır. Tarih yoksa tebliğ günü bu metne eklenmez. İmza yoksa imza varmış gibi yazılmaz. Tebliğ edilemediğine dair satır varsa o satır okunur. Satır yoksa tebliğ yapılmış da sayılmaz, yapılmamış da varsayılmaz. Parça elde değilse parça üretilmez. Posta kaydı ile şerh çelişiyorsa okunan, eldeki iki kâğıdın farkıdır. Fark, sözlü anlatımla kapatılmaz.
Kararda itiraz hakkı, süre ve merci gösterilir. Süre, o satırdan okunur. Satır boşsa gün uydurulmaz. Sözlü haber, karardaki süre satırının yerine geçmez. Merci satırında sulh ceza hâkimliğinin adı yazıyorsa o ad okunur. Yazmıyorsa merci adı buradan tamamlanmaz. Hâkimliğin adı, savcılığın adıyla aynı satırda durmayabilir. İki kurum ayrı okunur.
CMK m.173, suçtan zarar görenin itirazıdır. Gün sayısı bu maddenin anlatımına konmaz. Süre kararda yazar. Şüpheli, bu maddeyi kendi lehine çıkan kararın iptal dilekçesi diye okumaz.
Yeni delilin durduğu yer
Yeni delil, yeterli şüphe oluşturacak bir kaydın sonradan ortaya çıkmasıdır. Eski kararın arkasına iliştirilen bir cümle değildir. Kayıt, karar tarihinden sonra dosyaya girmiş bir belge, tutanak veya beyan olabilir. Kaydın yeni sayılıp sayılmadığı, kâğıdın üzerinde veya sonraki yazışmada duran tarihten okunur. Tarih yoksa kayıt, yeni delil diye adlandırılmaz.
Aynı fiilden kamu davası, bu nitelikte yeni delil yokken kendiliğinden açılmaz. Delilin çıkması, önceki kararı beraate çevirmez. Delil, itiraz dilekçesinin eki diye taşınmaz. Yeni delil varsa savcılık yazısı veya dosya kaydı, bu kaydı ayrıca gösterir. Yazı yoksa “sonradan bir şey çıktı” cümlesi, kaydın yerini tutmaz. Duyum, belge tarihi üretmez.
Eski karardaki delil listesini yeniden okumak, yeni delil üretmez. Aynı ifadenin ikinci kopyası, yeni kayıt değildir. Kopyanın üzerinde yeni bir tarih yoksa tarih eklenmez. Karardan önce dosyada duran tutanak, sonradan fark edilmiş olsa bile bu başlığın yeni delili değildir. Fark etme tarihi, belgenin düzenlenme tarihinin yerine geçmez.
İtirazın kime ait olduğu
Sulh ceza hâkimliği yolu itirazdır. İtirazın tarafı suçtan zarar görendir. Şüpheli, kendi lehine çıkan karara karşı o dilekçeyi yazmaz. Dilekçenin tarafı ve hakkın kullanıldığı yer mağdur hakları yazısındadır. İtirazın kararda yazılan mercie nasıl götürüldüğü takipsizlik kararına itiraz başlığındadır.
İtiraz kabul edilirse kamu davası yeniden gündeme gelebilir. Ret, takipsizliği beraat hükmüne çevirmez. Kabul veya ret, eldeki kararda yoksa sonuç varsayılmaz. Şüphelinin elinde yalnızca takipsizlik varsa okunan, o karardır. İtiraz dosyası ayrıca duruyorsa iki kâğıt karıştırılmaz. İtiraz kararı, takipsizlik kararının yerine geçerek ilk kararı silmiş sayılmaz. İki karar, kendi tarihleriyle yan yana okunur. Tarihlerden biri yoksa o kâğıt, diğerinin tarihiyle tamamlanmaz.
Suçtan zarar gören birden fazla kişiyse bildirim, her biri için ayrı aranır. Birine yapılan tebliğ, diğerinin şerhi diye okunmaz. Şerhte adı yazmayan kişi, tebliğ almış sayılmaz. Ad yazıyorsa o ad, şüphelinin adıyla karıştırılmaz.
Şüphelinin elinde kalan kayıt
Şüpheli kendi adını, fiilin kısa anlatımını, gerekçe cümlesini ve tebliğ tarihini ayrı ayrı okur. Sözlü “dosya bitti” haberi bu dört satırın yerine geçmez. Dört satırdan biri eksikse eksik satır, diğer üçüyle tamamlanmaz. Eksik, kâğıdın hâli olarak durur. Bu dört satır bir aradaysa şüpheli, elindeki kararın hangi fiile ve hangi gerekçeye bağlandığını görür. Fiil satırı ile gerekçe satırı çelişiyorsa çelişki kapatılmaz. İkisi de olduğu gibi okunur.
Kolluk, çağrı ve delil toplama sırası savcılık soruşturması nasıl işler yazısındadır. Bu metin o sırayı tekrarlamaz. Soruşturma bitmiş gibi görünen karar, kolluktaki her tutanağı yok etmez. Tutanak, kararın eki olarak duruyorsa o tutanak kendi başlığıyla okunur. Başlık, takipsizlik kararının başlığı değildir. Çağrı kâğıdı da kararın yerine geçmez. Çağrıda “şüpheli” yazması, takipsizliğin hiç çıkmadığı anlamına gelmez. İki kâğıt, kendi tarihleriyle durur.
Karar, şüpheli hakkında başka bir soruşturmayı kapatmaz. Kâğıtta yazmayan fiil, bu kararın kapsamına girmez. Başka bir numara duyulmuşsa o numara, bu kararın numarasıyla birleştirilmez. Birleştirme, ancak kâğıtta yazıyorsa vardır. Birleştirme cümlesi yoksa her numara kendi kararında kalır. Şüpheli, elindeki bu kararı başka dosyanın beraati diye anlatmaz.
Sonuç
Takipsizlik, ifadesi alınmış şüpheliye bildirilen bir soruşturma kararıdır. Üst blok, gerekçe, bildirim cümlesi ve tebliğ şerhi ayrı okunur. Dosya kendiliğinden ve şartsız kapanmış sayılmaz. Yeni delil ile sulh ceza hâkimliğine itiraz ayrı tutulur. Karar metni ve tebliğ parçası birlikte duruyorsa değerlendirme iletişim üzerinden bir kez yapılır. Soruşturma kararlarının genel yeri ceza hukuku sayfasıdır. Dayanak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.172 ve m.173 hükümleridir.