
Sözleşmedeki rücu cümlesi
Okunan belge, hekimin hastaneyle imzaladığı sözleşmedir. Cümle “rücu” demeyebilir. “Hastanenin ödediği bedelin hekimden tahsili” veya “zararın hekime yansıtılması” diye de durabilir. Aranan, hastanenin hangi olaydan sonra hekime döndüğünü söyleyen satırdır. Satır, ödemeden sonra mı yoksa istem henüz hastanedeyken mi yazıyor, o ayrım okunur.
Satır yoksa sözleşme, sessizce bir rücu hükmü taşımıyor diye bırakılır. Bırakılan boşluk, sigorta poliçesindeki bir başlıktan tamamlanmaz. Poliçe tanımı zorunlu sigorta kaydındadır. Tanım, hastane sözleşmesinin maddesi değildir. Teminat limiti ve prim tutarı da sözleşmenin boşluğuna yazılmaz.
Cümle çok geniş yazılmış olabilir. “Her türlü zarar hekimden alınır” gibi bir satır, genişliğini gösterir. Genişlik, tutarı kendiliğinden kurmaz. Genişlik, cümlenin geçerli veya geçersiz olduğuna da bu sayfada hükmetmez. Hüküm, eldeki sözleşme ile kanun satırı yan yana okunarak ayrıca kurulur. Bu sayfa o hükmü peşinen vermez. Verilmeyen hüküm, cümlenin yok sayılacağı vaadi de değildir. Cümle sözleşmede duruyorsa durur.
Cümlenin bağlandığı olay da okunur. Olay, belirli bir hasta ve belirli bir işlem mi, yoksa hekimin hastanedeki bütün çalışması mı. Bütün çalışma diye yazılmışsa yazı öyle durur. Belirli bir işlem diye yazılmışsa başka bir gün o cümleye eklenmez. Eklenmeyen gün, hastanın şikâyet dilekçesinden taşınmaz.
Sigorta rücusundan ayrılan yer
Sigorta şirketinin yazısı, şirketin ödediği hasarın hekime dönüp dönmediğini anlatır. Hastane sözleşmesinin cümlesi, hastanenin kendi ödediği veya ödemeyi üstlendiği kalem için hekime dönüp dönmediğini anlatır. İki kâğıdın muhatabı, sebebi ve dayanağı ayrıdır. Biri diğerinin eki gibi dosyaya yapıştırılmaz.
Hastanın kimi dava ettiği, kime açılır kaydındadır. Kalemlerin adı tazminat kalemleri kaydındadır. Rakam bu kayda yazılmaz. Hastanenin hekime gönderdiği yazı, o rakamın kesinleştiği bir dekont değildir. Dekont varsa dekont, sözleşme cümlesinin hangi olaya bağlandığını ayrıca göstermelidir. Göstermiyorsa bağ uydurulmaz.
Sigortacının hekime gönderdiği rücu yazısı bu sözleşmenin eki gibi okunmaz. Sigortacı, genel şartlardaki bir sebebi gösteriyorsa o yazı kendi kâğıdındadır. Hastane, sözleşmedeki cümleyi gösteriyorsa dayanak sözleşmedir. İkisi aynı hafta gelmiş olabilir. Aynı hafta gelmek, iki dayanağı tek cümle yapmaz. Hekim, hangi zarfın hangi kâğıda dayandığını ayırır. Zarfın üzerinde tutar varsa tutar buraya yazılmaz.
Hastane, ödemeyi henüz yapmadan da hekime yazabilir. Yazı “ödedik, döndük” diyorsa ödeme iddiası okunur. Yazı “ileride ödersek alacağız” diyorsa bu, olmuş bir ödemenin dekontu değildir. İki cümle karışmışsa karışık yazı, olmuş ödeme diye düzeltilmez. Düzeltme, dekontta veya sözleşme satırındadır. Dekont yoksa ödeme varsayılmaz. Varsayılmayan ödeme, sözleşme cümlesini de silmez.
Çalışan mı, başka sözleşme mi
Sözleşme, hekimin ücretli çalışan mı, başka bir unvanla bağlı mı olduğunu yazar. Unvan satırı okunmadan kanun fıkrası yapıştırılmaz. Türk Borçlar Kanunu madde 66, adam çalıştıranın, ödediği tazminat için zarar veren çalışana ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu edebileceğini yazar. Bu ölçü, çalışma ilişkisi bu maddeye giriyorsa okunur. Ölçü, bu metinde bir orana veya liraya çevrilmez.
Aynı kanunun madde 62’si, aynı zarardan müteselsil sorumlu olanlar arasında, kendi payından fazlasını ödeyenin bu fazla için diğerine dönebileceğini yazar. Pay, kusurun ağırlığı ve tehlikenin yoğunluğu ile birlikte okunur. Pay, sözleşmeye tek bir yüzde diye yazılmaz. Yüzde bu metinde yoktur. Hekim çalışan sıfatını taşımıyorsa madde 66’nın son cümlesi, o sözleşmenin üstüne kendiliğinden kopyalanmaz. O zaman da okunan yer, sözleşmedeki cümlenin kendisidir.
Ücret bordrosu, nöbet listesi veya oda kirası gibi kâğıtlar, unvan satırını tek başlarına kurmaz. Kurulan unvan, sözleşmenin hekimi nasıl adlandırdığıdır. Adlandırma “danışman”, “şirket ortağı” veya başka bir sıfat olabilir. Sıfat, madde 66’yı kendiliğinden getiriyorsa getirir, getirmiyorsa getirmez. Bu sayfa, eldeki sözleşmeyi görmeden sıfat seçmez. Seçilmeyen sıfat, rücu cümlesinin de yok sayıldığı anlamına gelmez. Cümle duruyorsa cümle okunur. Kanun fıkrası, ancak sözleşme o ilişkiye giriyorsa yanına konur.
Hastane yazısı hekimin sigortasına “asıl borçlu sensin” diyorsa bu cümle, poliçe tanımının yerine geçmez. Poliçe, sigortacının kâğıdındadır. Hastanenin iç yazısı, sigortacının rücu sebebi değildir. İki kâğıt hekimin önünde duruyorsa ikisi de durur. Biri diğerini silmez. Limit ve prim yine yazılmaz.
Hasta şikâyet yazısı bu sözleşme değildir
Hastanın özel hastanedeki başvurusu, kayıt, organizasyon ve tazminat yolunu anlatan ayrı bir metindir. O metin, hastane ile hekim arasındaki iç cümleyi taşımaz. Şikâyet dilekçesi, rücu cümlesinin yerine konmaz. Cümlenin geniş yazılmış olması, bu sayfada geçerlilik hükmü kurmaz. Hüküm, eldeki sözleşme ve kanun satırı yan yana okunarak kurulur. Bu sayfa o hükmü peşinen vermez.
Raporu değiştirmek veya bilirkişiye sonuç yazdırmak da bu cümlenin okuması değildir. Okunan belge, imzalanmış sözleşme ve hastanenin dayandığı yazıdır. Rapordaki kusur cümlesi sözleşmenin rücu satırını kendiliğinden doldurmaz. Doldurma, sözleşmede o rapora veya o fiile bağlanan bir cümle varsa okunur. Cümle yoksa rapor, sözleşme maddesi haline getirilmez. Getirilmeyen rapor yok da sayılmaz. Rapor, kendi dosyasında durur. Yok sayma vaadi bu metinde yoktur.
Hastanenin yazısına hasta şikâyeti eklenmişse ek, şikâyetin kendisidir. Ek, sözleşme maddesinin yerine konmaz. Şikâyetteki tutar da sözleşmeye taşınmaz. Taşınmayan tutar, hekimin yazıyı okumamasını gerektirmez. Okunan, ekin hangi sözleşme cümlesine bağlandığıdır. Bağ yazıda yoksa bağ uydurulmaz.
Hekimin önünde birden fazla sözleşme durabilir. Asıl metin, ek protokol, nöbet veya belirli bir birime ilişkin ayrı kâğıt. Rücu cümlesi bunlardan hangisindeyse o kâğıt okunur. Diğer kâğıtta cümle yoksa yokluk, cümleli kâğıttan kopyalanmaz. Kopyalanmayan yokluk, cümleli kâğıdı da silmez. İmza tarihi farklıysa her kâğıt kendi tarihinde kalır. Sonraki protokol öncekini değiştirdiğini yazmıyorsa değiştirilmiş sayılmaz. Yazdıysa yazdığı alan okunur. Alanın dışında kalan cümle durur.
Cümle “ödeme yapıldıktan sonra” diyorsa, yazının ekinde ödemeyi gösteren kâğıt aranır. Kâğıt yoksa ödeme, cümlenin genişliğinden varsayılmaz. Cümle “istem hastaneye ulaşınca” diyorsa bu, ödenmiş bir tutarın dekontu değildir. İki anlatım aynı sözleşmede yan yana duruyorsa ikisi de okunur. Biri, diğerinin tutarını kurmaz. Tutar, prim ve teminat limiti bu ayrımın yanına yazılmaz. Yazılmayan rakam, sözleşmenin okunmayacağı anlamına gelmez. Okunan, hangi olayda hastanenin hekime döndüğünü söyleyen satırdır.
Ankara sağlık avukatı sözleşmeyi nereden okur
Ankara sağlık avukatı, rücu cümlesini sigorta yazısından ve hasta şikâyet metninden ayırır. Ankara sağlık avukatı unvan satırını okumadan kanun fıkrası yapıştırmaz. Oran, limit ve süre yazılmaz. Çankaya’daki büro, sözleşmenin tarafı olan hastaneyi değiştirmez.
Sonuç
Özel hastanenin hekimden istediği rücu, sözleşmedeki cümleden okunur. Cümle, sigorta rücusundan ayrıdır. Hasta şikâyet yazısı bu cümlenin kopyası değildir. Adam çalıştıran ilişkisi varsa kanun, rücuyu çalışanın bizzat sorumlu olduğu ölçüyle sınırlar. Ölçü, oran ve süre bu metinde yoktur. Çerçeve sağlık hukuku sayfasındadır. Sözleşmedeki cümle için iletişim yolu açıktır. Dayanak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu madde 66 ve madde 62’dir.