
Tebliğ edilen kâğıdın üst satırları
Tebliğ edilen örneğin hangi makamdan çıktığı, kararın tarihi ve dosya numarası üst blokta aranır. Makam satırı okunmadan karar, sözlü bir duyuruyla bir tutulmaz. Tarih silikse silik olduğu yazılır. Yeni bir tarih eklenmez. Tebliğ parçası ile karar metni ayrı kâğıtlarsa ikisi bir arada okunur. Yalnızca zarf, hattın ve suçlamanın ne olduğunu göstermeyebilir. Zarfın üzerindeki çıkış kaydı, kararın içindeki süre aralığının yerine geçmez.
Kararın kime tebliğ edildiği de satırdadır. Başka kişiye çıkmış bir tebliğ, eldeki hatta kendiliğinden uygulanmış sayılmaz. Vekil aracılığıyla alınan örnek, hangi sayfanın eksik kaldığını not etmek için kullanılır. Eksik sayfa, tamamlanmış karar diye okunmaz. Sayfa kenarında numara yoksa numara eklenmez. Örnekte imza veya mühür yeri boşsa boşluk, hatırlanan bir onayla doldurulmaz. Onay satırı dosyadaki asılda duruyorsa dilekçe, kişiye verilen örnekte o satırın bulunmadığını yazar.
Karar gizli bir yazışmanın eki gibi duruyorsa ek, kendi başlığıyla ayrılır. Ek başlığı yoksa ek, denetleme kararı diye tamamlanmaz. Tebliğ edilen metnin kaç sayfa olduğu, zarfın içinden çıkan kâğıt sayısından okunur. Sayfa eksikse eksik sayfa, var sayılan bir süre veya hat cümlesiyle tamamlanmaz.
Süre, hat ve suçlama yan yana
Süre, kararda yazılan aralıktır. Kanundan ezbere bir gün sayısı bu metne konmaz. Karar bir başlangıç ve bir bitiş yazıyorsa o aralık esas alınır. Aralık yoksa süre var sayılmaz. Sürenin uzatıldığı ayrı bir kararla görünüyorsa uzatma, ilk metnin içine kendiliğinden eklenmiş olmaz. Uzatma kâğıdı dosyada yoksa uzama varsayılmaz. Uzatma kâğıdı varsa onun başlığındaki makam, tarih ve yeni aralık ayrıca okunur. İlk karardaki bitiş, uzatma metninde yazılmadan kendiliğinden kaydırılmaz.
Hat, kararın bağlandığı numara, hat veya iletişim aracıdır. Karar bir numarayı yazıyorsa başka numara, metin onu da saymıyorsa denetime dahil edilmez. Hat satırı genel bir iletişim cümlesinden ibaretse dilekçe bu genelliği olduğu gibi aktarır. Genel cümle her hattı kapsıyor saydırmaz. Aynı kişide birden fazla numara varsa dilekçe, kararda yazılan numarayı tekrarlar. Yazılmayan numara, kişinin kullandığını söylediği hat diye eklenmez.
Suçlama satırı, tedbirin hangi fiil şüphesine bağlandığını gösterir. Suçun adı kararda yazılı değilse ad uydurulmaz. Karardaki ad ile iddianamedeki ad farklıysa fark, iki belgenin kendi cümlesiyle gösterilir. Fark, tedbirin kendiliğinden kalkacağı anlamına gelmez. İddianame henüz yoksa suçlama, karardaki cümlede kalır. Soruşturma dosyasındaki şüphe adı, karar metninde yoksa kararın içine taşınmaz.
Karar, görüşmenin içeriğini mi yoksa hattın kimle ve ne zaman kurulduğuna ilişkin bilgiyi mi kapsadığını kendi metninde ayırır. Metin ayırmıyorsa tür seçilmez. Seçim, dökümün başlığından da ayrıca okunur. Başlık yoksa tür tamamlanmaz. İçerik dökümü ile yalnızca kimin kimi aradığına ilişkin liste aynı kâğıt değildir. Hangisi eldeyse o okunur. Elde olmayan tür, diğerinin içinden çıkarılmaz.
Kararın bittiği yer ile kaydın durduğu yer
Kararda yazılı aralığın bitmesi, eldeki kayıtların dosyadan kendiliğinden çıktığı anlamına gelmez. Kayıt duruyorsa hangi aralıkta üretildiği, karar metniyle yan yana okunur. Aralık dışına düştüğü düşünülen kayıt varsa iddia, kaydın üzerindeki tarih ile kararın süre satırı gösterilerek yazılır. Tarih okunamıyorsa iddia, tarih üretilerek kurulmaz. Kaydın üzerindeki saat ile kararın günü çelişiyorsa çelişki, iki satır yan yana yazılır. Saat yuvarlanarak örtüştürülmez.
Karar metni, kayıt dökümünün yerini tutmaz. Döküm yoksa içerik varsayılmaz. Döküm varsa hangi hattın hangi aralığına ait olduğu dökümün başlığından okunur. Başlık ile karar örtüşmüyorsa örtüşmeme dilekçeye geçirilir. Örtüşmeme, kaydın dosyadan çıkarılacağı vaadi değildir. Dökümün bir bölümü okunaksızsa okunaksız bölüm, anlam tahmin edilerek tamamlanmaz. Okunan bölüm, okunduğu cümleyle aktarılır.
Kayıtların silinmesi, hattın kapatılması veya denetimin teknik olarak nasıl anlaşılacağı bu metinde yoktur. Okunan belge, tebliğ edilen karardır. Kararın bir örneği kişiye verilmemişse içerik, duyulan bir cümleden kurulmaz. Örnek, dosyayı tutan merciden istenir. Örnek gelmeden süre, hat ve suçlama tamamlanmış sayılmaz.
Elkonulan cihazın incelemesi bu karar değildir
Telefona el konularak cihazın içindeki veriye bakılması, iletişimin denetlenmesi kararının kendisi değildir. Elkoyma, eşyayı muhafaza eder. O incelemenin kapsamı, elkoyma işlemine ait tutanak ve karardan okunur. Denetleme kararı ise tebliğ edildiğinde süre, hat ve suçlama satırı için okunur. Birinin varlığı diğerini tamamlamış saydırmaz. Cihazın ayırt edici numarası, hat satırının yerine konmaz. Hat numarası da cihazın markasını tamamlamaz.
Cihaz dosyada yokken denetleme kararı, cihaz incelenmiş gibi yazılmaz. Cihaz alınmışken denetleme kararı yoksa elkoyma kâğıdı, denetleme kararının yerine konmaz. İki işlem aynı dosyada yan yana durabilir. Yan yana durmak, ikisinin tek belge olduğu anlamına gelmez. Dilekçe, hangi iddianın hangi kâğıda yazıldığını ayırır. İki kâğıdı tek paragrafta eritmek, hangi satırın tartışıldığını kapatır.
İfade tutanağı da bu kararın yerine geçmez. Kollukta veya savcılıkta söylenen söz, hattın denetlendiğini gösteren karar değildir. Beyanın dosyadaki yeri emniyet ifadesinin delil değeri ve savcılık ifade tutanağı başlıklarındadır. İfade öncesi çerçeve ifade vermeden önce yazısındadır. Gözaltı sırasında tutulan hak listesi gözaltında haklar başlığında kalır. Bu metin o dört yazıyı yeniden kurmaz. Beyanda hattın dinlendiği söylenmiş olsa bile o cümle, hâkimlik kararının süre ve hat satırını üretmez.
Tebliğden sonra dosyaya yazılan cümle
Tebliğden sonra yazılacak dilekçe üç satırı tekrarlar. Sürenin kararda nasıl yazıldığı, hattın nasıl tarif edildiği ve suçlama cümlesinin kararın neresinde durduğu. Eksik satır, eksik diye belirtilir. Dilekçe, kayıt dökümüyle bu üç satır arasındaki farkı göstermekle sınırlıdır. Farkı göstermek, kaydın hükümden düşeceğini söylemek değildir. Değerlendirme, dosyayı elinde tutan mercie aittir. Ankara’da bu merci, kararın başlığındaki mahkeme veya dosyayı tutan savcılıktır.
Kararın tebliğ edildiği tarih, tebliğ parçası varsa oradan yazılır. Parça yoksa tebliğ günü eklenmez. Sözlü olarak size ulaştı bilgisi, tebliğ tarihinin yerine konmaz. Tebliğ parçası vekile çıkmışsa parçada vekilin adı okunur. Ad yoksa tebliğ, sanığın kendi eline ulaşmış sayılmaz. Ulaştığı ayrıca yazılıysa o yazı, vekil parçasının yerine değil yanına konur.
Dilekçe, kayıtların yok edilmesini istemez. İstenen, üç satır ile döküm başlığı arasındaki farkın dosyada görünmesidir. Fark görünmeden tedbir kalkmış denmez.
Birden fazla şüpheli varsa karar, hangi kişiye hangi hattı bağladığını kendi satırında ayırır. Ayırmıyorsa dilekçe, ayırmadığını yazar. Başka şüphelinin hat numarası eldeki kararda yoksa bu karara dahil edilmez. Dahil eden cümle, o şüphelinin adının geçtiği satırdır. Ad geçmiyorsa ad eklenmez. Kayıt dökümünde birden fazla konuşma varsa her konuşmanın tarihi, dökümde yazıldığı kadarıyla okunur. Tarih satırı boş olan konuşma, yanındaki konuşmanın günüyle tamamlanmaz.
Karar metninde tedbirin kaldırıldığı ayrı bir cümle varsa cümle, kaldırma diye okunur. Cümle yokken aralığın bitmesi, kaldırma kararı değildir. Kaldırma yazısı ayrı bir kâğıttaysa o kâğıdın tarihi, ilk kararın tarihinin yerine konmaz. İki tarih yan yana durur. Dilekçe, hangi kâğıdın süreyi yazdığını ve hangisinin kaldırıp kaldırmadığını ayırır. Çerçeve ceza hukuku sayfasındadır.
Sonuç
Karar tebliğ olunca süre, hat ve suçlama satırı okunur. Satır yoksa tamamlanmaz. Uzatma, ayrı kâğıt yokken ilk aralığın içine yazılmaz. Denetimi fark etmek ve teknik olarak atlatmak bu metinde yoktur. Elkonulan cihazın incelenmesi ayrı belgedir. Tebliğ, kararı hüküm yapmaz. Dayanak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleridir.